TUZ YÜRÜYÜŞÜ...

 

Mohandas Gandi, Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideridir. Britanya İmparatorluğu’nu Satyaghra ile dize getirdi.
 

Satyaghra, kötülüğe karşı şiddet içermeyen direniştir. Gandi, Satyaghra ile Britanya ordusunu Hindistan’dan defetti... Tek kurşun atmadan savaştı. Bu savaşın sırrı neydi? Çok basit ama kudretli...

Mazlum yığınların ortak çıkarlarına odaklı. Kolektifte saklı inançtan enerji alan. Doğruluk ve çabayla gücünü ortaya çıkaran. Özveri ve sevgiyle samimiyeti zekice kullanan bir güç. Örgütlü olmanın gücü, ortak iyiye inanç, kitlenin birliğine sadakat, özverili samimiyet bu zekayı yok edilmesi imkansız bir silaha dönüştürür...

Bildik ateşli silah, taşıyanın korkaklığını tescil eder. Gandi, silahtan çeliği arındırdı. Çeliğin yerine inancı, birliği ve hak mücadelesini koydu.

Ülke çapında yoksulluğun azaltılması, kadınların serbestisi, farklı din ve etnik gruplar arasında kardeşlik, dokunulmazlık ayrımcılığına son, ülkenin ekonomik yeterliliğine kavuşması ve Hindistan'ın yabancı hakimiyetinden kurtulması konularında ülke çapında kampanyalar yürüttü. Mücadelesinin en kritik aşaması nedir bilir misiniz? 1930 yılında işgalci Britanya’ya karşı başlattığı tuz yürüyüşüdür. 61 yaşında tam 400 kilometre yürüdü... On binler ona eşlik etti ve İngiltere’nin tuz tekeline başkaldırdı. Bu yürüyüşte 60.000 Hintli tutuklandı. 1942 yılında Britanyalılardan Hindistan'ı terk etmesini istedi. Defalarca hapse atıldı... Sonuç? Birkaç yıl sonra Britanya Hindistan’ı terk etti. Tekel işçisinin direnişi neden önemli biliyor musunuz? Gandivari bir mücadeleleri var. Kırıp dökmüyor, şiddeti reddediyorlar. Pasif bir direniş sergiliyorlar...

Baksanıza AKP’nin 10 milyon oyu var... Tekel işçisi 8.000 kişi... Neden bu kadar can sıkıyorlar sanıyorsunuz? Başbakan’la anlaşsalar da anlaşmasalarda bize hayati olanı gösterdiler... Ekonomik işgalin artıklarıydı bunlar... Üzerlerine filit sıkılacak böcek sürüsü... Ne muhafazakar olmaları, ne AKP üyesi olmaları önemli değildi. Örgütlü olmak burada önem kazandı. Bir araya geldiler ve bazı gerçekleri kamuoyunun gözüne sokmayı başardılar. Dünyanın en iyi tütününü üreten Türkiye 10 yıl içinde yüz binlerce insanını bu alandan çekip üretimini komik rakkamlara indirdi.

Bu işçileri de sırf yabancı şirketler istedi diye sokağa attı. Vicdanlarını rahatlatmak için de gelin sizi sözleşmeli köle yapalım dedi. İşçi betonda yattı. Aç kaldı ama direndi. Bu direnç nereye kadar sürer, istediklerini alırlar mı? Alamazlarsa ne olur? Bilemem... Ama onlara bir teşekkür borcumuz var. 'Tuz direnişi' o karanlıkta yakılan cılız bir ateşti... 'Tekel direnişi' farklı değildir.

Serdar Akinan- Akşam

Yorum Yaz